Şekilden şekile dönüşen ağaç

Sizlere ağacın hayatımızdaki yerini değerini anlatmayacağım. Zaten hepimiz ne kadar değerli ve hayatımızın parçası olduğunun farkındayız. Konumuz gereği dekorasyon da ki konumundan unutulmuş ağaçtan bahsetmek istiyorum.

Betül Hanım ve Esen Bey’i evlerinde ziyaret ediyorum. Betül Hanım müzikle uğraşıyor. Esen Bey ithalat ihracat işlerinden emekli olmuş. Sokak kapısından duvarlarda ki tavanlarda ki el işlerine kadar karakteri olan bizzat kendi elleriyle yaptıkları evlerinde huzurla kahvelerimizi içerken sohbet etmeye başladık.

Ne hoş değil mi? Hayatımızın ve gündelik yaşamımızın her alanında kullandığımız, değişik gözle ve felsefelerle bakıldığında ağaç… Sanatın kısaca her şeyin içinde… İşte Esen Bey’in kendi bakışı ile bir çöp olarak atılmış ağacın tekrar tekrar hayata gelişinin, hizmete devamlılığının öyküsü…

15 sene evvel bir iş değişikliği sürecinde boşlukta kalan Esen Bey taşındıkları evin bodrumunda eski kapı ve pencereleri keşfetmiş. PVC ile değiştirilmiş ve terk edilmiş bu pencere ve kapıları sahiplerinden izin alarak bir mobilyacıya taşımış. Hızar da belirli boylarda biçtirmiş. Eşi Betül Hanım bu süreçte epey destek olmuş. Sanat, müzik, yaratıcılık ve tabii büyük meşakkatle. Bir ürünün ortaya çıkması epey uzun ve sabır isteyen bir süreç olabiliyor. Salonun ortasında ufak tefek materyallerle ilk eserini şifoniyeri yapmış. Marangozların yanında zaman geçirerek işi öğrenmiş bolca kalfalık yapmış. Urla’ya taşındıklarında mevcut evlerinin bodrum katını atölye olarak kapsamlı bir şekilde dizayn etmiş. Zaman içinde her işe hizmet edebilen bir marangozhane olmuş.

Soba yakmak için aldığı ağaçları yakmaya kıyamayan ve aralarından seçerek zımparalama, boyama işlemlerinden geçirdiği parçaları ince kontra üzerine dizayn ederek sokak kapısının üzerinde kullanmış. Girişte camlı verandanın tavanını eski atılmış okul sıraları sehpa tablaları kapılarla dizayn etmiş. Verandada oturduğunuzda Betül hanımın tek tek elleriyle döşediği duvarları seyrediyorsunuz. Eski kemerlerle ve cila ile yaşama dönen sandık girişte size hoşgeldin diyor. Ham ağaç plakadan orta sehpanın ayakları eski bir komottan. Tavanda eski süzgeç ve vantilatörün birleşerek artık aydınlatma armatürü olarak hizmet verdiğini görüyorum. Ayrıca antikalara ayrı bir köşe ayrılmış. Banyoda ise eski tavan kirişi görünümündeki ahşap, zamanında inşaat kalası iken şimdi aydınlatma ünitelerinin tutunduğu bir aparat olarak işlev görüyor. Klozet kapağından Hilton banyo kapaklarına, hatta ağaç oyma lavaboya kadar el yapımı.  Esen Bey’in atölyesinde, daha öncesinde yakılacak odun olarak kesilmiş kütükler, atölyede değerlenecekleri zamanı ve yeni alacakları formları bekliyor.

Esen bey şöyle sesleniyor; “Bilgi saklayan biri değilim. Paylaşmayı seviyorum. Workshop yapmak öğrendiklerimi öğretmek isterim. Özellikle renklendirme, boyama teknikleri konusunda. Bilhassa antika bakımı üzerine epey incelemelerim ve çalışmalarım oldu. Antika bizim kültürümüzde göz ardı edilen bir durum.”

Güzellik ve doyum hissinden dolayı çoğunlukla masif ağaçlarla çalıştığını söyleyen Esen Bey şöyle devam ediyor;

“Görüyoruz ki ahşap şekilden şekile giriyor ve yaşıyor. Daha önce çöp olarak atılmış olan bir parça ahşap, daha sonra hayat buluyor değişik bir formda hizmete devam ediyor. Ahşap devamlı çalışan ve yaşayan bir organizma. Sizin sahip olduğunuz enerjiyi bünyesinde biriktiren canlı bir organizma. Uzakdoğu’da köylüler bir ağaç kesilirken çevresinde toplanıp dua eder. Seni kesiyoruz, seni doğru yerde kullanacağız, seni yaptığımız eşyalarla yaşatacağız dercesine…”

Hepimizin içinde bir yaratıcı var. Görüyoruz fakat ellerimiz bazen beceriksiz. İşte o zaman maharetli ellerden yardım alarak bu dünya mirasına sahip çıkabiliriz.

error: İçerik Korunmaktadır!