Gençler, Tarıma Sahip Çıkın

11/04/2019Gastronomi, Röportaj

Meltem hanım Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesini bitirdikten sonra Tariş’de önemli görevlerde bulunmuş, AR-GE merkezinin başında EÜZF Tariş işbirliğini gerçekleştirmiş, Tariş Kadın Platformu’nu kurmuş, daha sonrasında Genel Müdürü olduğu Red Star Havacılık kuruluşunda Türkiye genelinde havadan ilaçlama çalışmaları yürütmüş. Çok yönlü ve çalışkan kişiliği sayesinde emekli olduktan sonrada boş duramamış. 2003 yılında ailecek yerleştiği Urla’da; Kent Konseyi Yürütme Kurulunda; Urla’da Üretici ve Tüketici yönünden Sağlıklı Tarım ve Sağlıklı Beslenme Projelerini yürütmüş ve 4.süde gerçekleştirilen Tohum Takas Etkinlikleri’ni başlatmış. Kısacası Meltem Hanım hem Urla’da yaşıyor hem de Urla için yaşıyor. Başlattığı ve yürüttüğü sosyal sorumluluk projelerini daha sonra konuşmak üzere Ziraatçı Meltem Düzbastılar ile sohbete başlıyoruz.

Urlalı için Enginar ne anlama geliyor?
Urla’ya ilk geldiğimde ne yapabilirim diye düşündüm. Ben bir ziraatçiyim. Urla Kent Konseyi’ni buldum. Kısa zamanda Yürütme Kuruluna girdim. İlk toplantılar ve beyin fırtınaları neticesinde ilk düşündüğümüz enginarın bu bölge için çok önemli ve değerli bir bitki olduğu ortak görüşüdür. Enginarı tanıtmak ve ön plana çıkartmak için bir festival yapalım düşünceside hepimiz tarafından benimsendi. Hep beraber Sibel Başkanı ziyarete gittik. Sohbete başladık. Bize projelerini anlatmaya başladı. İlk söylediği proje ise enginardı. “Enginar Urla’nın çok önemli bir ürünü, bunu bir festival ile Türkiye’ye ve tüm dünyaya anlatmalıyız” dedi. Dolayısı ile enginar benim hayatımda böylece yer buldu. Bir Belediye Başkanı Enginarı programına koymuş ve ne kadarda doğru yapmış. Ve ne kadarda başarılı oldu.
Düşünebiliyor musunuz? Urla’da tarım tüm Türkiye’de olduğu gibi yok oluyor. 2000’den sonra köyler mahalle olunca buralarda yaşayanlar büyük şehirlere göç etti. Urla’nın bir farkı var. Urla’da ise genç nüfus göç ediyordu. Yaşlı nüfus kalmıştı. Köylere ziyaretlerimde buralarda kalan gençlere; ‘ilerde tarım çok para kazandıracak, tarıma sahip çıkın, teknoloji ilerliyor, internetten satış yapmak da mümkün’ diyerek önerilerde bulunuyordum. Sonrasında enginar öyle bir devrim yaptı ki…
4. Enginar festivalinide geride bıraktık. Enginar üretiminde çok büyük artışlar sağlandı. 4 senedir hem ekili alanlar çoğaldı hem de gelirler arttı. Hybrid enginarında devreye girmesine rağmen sakız enginarda da çok güzel bir noktaya gelindi.

Enginar Urla için bir marka mıdır?
Geçen yıl festivale 1,5 milyon kişi geldi. Artık Urla denilince enginar ile anılıyor. Festival olmasaydı Urla belki de Enginar merkezi olmayacaktı. Festival ile Urla enginarla bütünleşti. Enginar Urla’nın bir markası oldu diyebiliriz. Yarımada iklimi sıcaklık ve nem oranı açısından sakız enginarına çok uygun. Bu nedenle en güzel enginarlar burada oluyor. (Buralara uzak olanlar pek bilmezler. Bizler enginarda kabuk sıyırmayı çok severiz. Tam da bu mevsimde sakız enginarı yaprakları çok lezzetli olur.)
Festival ilk andan itibaren çok güzel bir alt yapı ile başladı. Başlangıç bu kadar güzel olmasaydı festival bu başarıyı yakalayamazdı diye düşünüyorum. İzmir Ekonomi Üniversitesi ve Uluslararası Gurme Şehirler Birliği festivale çok şey katmıştır. Dolayısı ile enginar Akdeniz kültürünün bir parçası olduğundan İspanya’dan, Fas’tan gelen şeflerin de kendi tariflerini anlatmasıyla bir kültür zenginliği oluştu.

Yeri gelmişken mutfağınızdaki enginardan da bahseder misiniz?
Biz insanları severiz. Yemekli konuk ağırlamaktan da büyük keyif alırız. Hep bir yemekli konuğumuz vardır. Enginar zamanı bizim yemeklerimizin tamamı da enginarlı oluyor. Özellikle Urla dışından konuklarımıza her baharda enginar çeşitlemesi yapar sunarım. Enginarı değişik şekillerde – annemden öğrendiğim ya da kendi geliştirdiğim yöntemlerle yaparım. Ama hiçbir zamanda Avrupa mutfağına özenip onların soslarıyla bir şey yapmam. Bizim kendi yerel tatlarımızı enginarla birleştirmeye çalışırım.
Kuzu etli enginar, kıymalı enginar dolması, zeytinyağlı enginar dolması… Sık yaparız. Sunumu kolay olsun diye enginarlı pilav yaparız. Önce alta enginarları yerleştiririm, üzerine pilav… Sonra kabı ters çevirip yemeği başka bir kaba aldığımızda bu defa enginar üstte pasta gibi çıkar. Anlatması bile keyifli… Enginarın sapını da değerlendiririm. Enginarı ilk zamanlarında tazecik aldığınız zaman – daha sonra saplar kartlaşır – sapları soyup çeşitli yemekler yapabilirsiniz. Saplar benim için kıymetli. Hatta pazarda sapları kesmeye çalışırlar, torbaya sığsın düşüncesiyle, her seferinde engel olur uzun saplı olarak alırım. Pazarcılar artık beni tanıyorlar ve “fazladan sap var isterseniz” diye de soruyorlar. (Gülüşmeler) Sapları bitkilere sararım, terbiyeli yaparım, terbiyeli köfte ile yaparım ama en çok tarator ile salatasını yaparım.
Festivalin Urla’daki gastronomiye etkilerinden bahseder misiniz?
Büyük etkisi vardır. Neredeyse enginardan yapılmamış şey kalmamıştır. Ev kadınlarından şeflere kadar herkes enginarlı yiyeceklere bir şeyler katmıştır. Hatta üreticiler bile bu sürece dahil olup enginar döneri, burger gibi çeşitler geliştirmişlerdir. Bugün Urla’da çok sayıda ve çok kaliteli restoranlar açılmaktadır. Bunların menülerini mevsimi geldiğinde enginar yemekleri süslemektedir.