Urla’da Bir Yogini; Ülkü İlçe

21/06/2019Güncel, Röportaj, Yoga

30 yıl çalışma yaşamından sonra ‘yeter artık’ diyerek bir arayış içerisine girdiği dönemde reiki ile başlayıp yogayla devam ettiği bir yolculuk sürecinde. Bugün ‘yetti artık’ dedirten o noktaya teşekkür ediyor. Çünkü, bulunduğu yerde mutlu ve keyifli.
Ülkü İlçe 2000 yılından beri yoga yapıyor. 5 yıldır Ege Yoga Derneği kurucusu olarak, 2 yıldır da 3 eğitmen arkadaşı ile birlikte “Benimle Yoga Yap” adı altında yoga eğitmen eğitimi programları yapıyor ve yoga dersleri vermeye devam ediyor.

Sizin için yoga ne demek?
Tek kelimeyle hayatın kendisi demek. Ne yaptığınızın farkındalığı içinde olmak, yürekten, yargısız, beklentisiz, koşulsuz olabilme hali içinde kalmaya adanmak… Yani yaptığımız asana yoganın bir bacağı. Yogayı 8 bacaklı bir masa gibi düşündüğümüzde, içinde her şeyi barındırıyor. Bunu hayatınıza uygulamaya başladığınızda bir olmak, bütün olmak, yargısız kalabilmek, eylem halinde olabilmek… Yani, çabasız çaba halinde kalabilmek. Bu kavramı anlatmak çok zor. Çaba var ama içinde hırs barındırmayan, egosal olmayan, akışta iken olmasına izin verme hali…

Hangi yoga stiline daha yatkınsınız?
4 çeşit yoga var. Ben Hatha Yoga yapıyorum. Yeri gelmişken değinmek istiyorum. Hatha Yoga içindeki birçok stili Hatha Yogadan ayırmak gibi bir kavram kargaşası veya yanlış var. Bedeni kullanarak yaptığımız her yoga, hatha yogadır.

En sevdiğiniz yoga pozisyonu hangisidir?
Buna en sevdiğiniz değil de en doğru duruş hangisi dersek; en temelde o duruşun içersindeyken farkındalığınızın en yüksek olduğu duruş doğru duruştur. Yani içinde şiddet barındırmayan, içindeyken kalabilmeyi rahatlayarak, o alanın içinde kalabildiğiniz her duruş güzeldir. Dolayısı ile tek bir asana duruşu vermek istemem. Çünkü her duruşun bir güçlendirirci duruş, savaşçı dediğimiz bir duruş gücümün farkındalığına davet ederken beni , bir yin yoga asanası gevşetmeye bırakmaya davet eder. Ve her matın üstüne çıktığımızda aynı ben olmadığımız için her günkü hislerimiz farklıdır. Bir gün bir savaşçıdan hoşlanabilirim. O gün ihtiyacım olan onun içinde kalmaktır. Başka bir gün tamamen bırakma asanası içinde hssedebilirim. İhtiyacım olan odur. Ve değişen evrenle birlikte biz de her gün değiştiğimiz için yaşadığımız olaylar o günkü algılar, o günkü duygular, o günkü hisler, matın üstündeki duruşunuzu belirler. O nedenle tek bir duruş diyemem.

Mat kullanmak mutlaka gerekiyor mu?
Şöyle ki, yoga her yerde… Doğada, dağın başında, suyun kenarında çıplak ayakla… Ama genelde stüdyoda yaptığımız için mat kullanıyoruz. Benim babaannem namaz kılarken seccadesi vardı. Namaz sonrası seccade kıvırır, bir dahaki namaza tekrar seccadeyi açardı. Benim matım da öyle. Matımın durduğu bir alan var. Kendi yogamı yapmaya gittiğimde matımı açıyorum. Yogamı yapıyorum. Yogam bitince matımı kapatıyorum. Şöyle diyebiliriz, stüdyoda yoga yaptığımız için konfor alanı açısından mat gerekiyor. alan Öte yandan zihin öğrenen bir sistem. Eğer siz düzenli kendi yoganızı, kendi meditasyonunuzu belli bir alanda yapmaya kendinizi adarsanız, orada iyi hissetme halini öğreniyor sistem. Ve siz o matın üstüne geldiğinizde inanılmaz bir keyifle yoganızı yapıyorsunuz.
3 adet matım var. Birincisi evde. Her sabah yüzümü yıkadıktan sonra geldiğim yer matımın üzeri. İkinci bir matım çalıştığım stüdyoda. Üçüncü matımda arabamın arkasında. Ama şart mı dersen her yerde yoga derim.

Kendi yoganızı yapmak için en sevdiğiniz ortam neresidir?
Şu ana kadar deneyimlediklerimden doğada muhteşem olduğunu söyleyebilirim. Toprağa basmak toprağı hissetmek ki Urla’da Hasat Çiftliği denilen bir yer var orada çok keyifli anlar yaşadım. Toprağa bastığınızda farklı bir his kaplıyor benliğinizi. O doğallığı, organik olanı hissetmek bambaşka. Bir çok yerde çime basıyoruz ama ne olursa olsun çimde bir kimyasal var. En sevdiğim yer doğal, organik toprağa basabildiğim alanlardır diyebilirim. Su kıyıları da keyiflidir. Urla İskele’de gün doğumunu seyredip, yogamı yapıp sonra denize girip daha sonra kahvaltı yapmak yaz sabahlarındaki ritüelimdir. Özellikle Urla İskele’de yoga yapmak başka bir şeydir.
Urla, yoga için özel bir yer midir?
Yaşadığım mekanı her sabah teşekkürle karşılıyorum. Haritaya baktığımızda çok özel bir yerde yaşıyoruz. Karmaşadan uzak, muhteşem bir doğa içerisinde… Öyle bir alan ki sabah kalk iskeleden güneşi doğur, güneşin ışınları ile yıkan, güneşin batımını istiyorsan İçmelere git, güneşin batışını izle. Dolayısı ile çok özel bir yerde yaşıyoruz.

Yoga Eğitimleri dersek…
Daha yeni 200 saatlik bir eğitim bitirdik. Haziran içerisinde bir yenisi başlayacak. Her yolculuk bir adımla başlıyor. Biten bir süreç değil. 7 yıldır eğitmen olarak çalışıyorum. Hala eğitime gitmekten de keyif alıyorum. Çünkü her şey değişiyor ve yenileniyor. Yani biten bir yolculuk değil. Bu eğitimlerde felsefeye dair, asanaya dair bilgiler oluyor… Doğru meditasyon, doğru hareket… Bunları öğrenip , bu konuda emek vererek mezun olduktan sonra başlıyor yoga esasında. Bu eğitimlere gelen arkadaşların çoğunluğu eğitmen olmaktan çok kendileri için başladıklarını söylerler. Yoga eğitimine gelen kişideki değişimi gören çevresindekiler de yoga eğitimi almak istiyorlar. Böylece eğitmen olmak istemiyorum kendim için öğreniyorum diyen arkadaşlarda bu yolla ders vermeye başlıyorlar.