Ayşegül Yeşilnil

Bazı üniversitelerin resim bölümlerinde “Ayşegül Yeşilnil Tekniği” diye dersler okutulan ressam ve caz sanatçısı Ayşegül Yeşilnil ile hem resimleri hem de müziği üzerine söyleştik.

İzmir’e dönmeye ve Urla’ya nasıl karar verdiniz? Kararınızdan memnun musunuz?

35 yıl İstanbul’da yaşadıktan sonra, İzmir’imize kesin dönüş yaptık. Aslında çok ani bir karar idi ama sanırım doğru zamanda gerçekleştirmişiz. Urla İskele’de yaşıyoruz. Özel sanat eğitimi veriyoruz. 50. Sanat yılını kutlayan eşim Nezih Yeşilnil İKSV (İstanbul Kültür Sanat Vakfı) Yasam Boyu Başarı Ödülü sahibi oldu. Bu zarif ve anlamlı ödül ise onca yıl verilen emeklerin vefasını temsil ediyordu. İstanbul, sahne aldığımız muhteşem bir saygı duruşu konseri ve tören ile bizleri uğurladı. Ahmet Adnan Saygun Kültür Merkez’inde, dönüşümüzden sonraki ilk caz konserimizi gerçekleştirdik. Geçtiğimiz ay ise İKSEV Avrupa Caz Günleri’nin açılış etkinliğini gerçekleştirdik. Bana her zaman ilham veren Urla İskele’de resimlerimi üretmeye devam ediyorum.

İzmir mi, İstanbul mu? Hangisi dersem…

İzmir, Ege bölgesi, büyüdüğüm, eğitimimi aldığım coğrafya. Mukayese öylesine zor ki! İstanbul’da İzmir’de yaşadığımdan daha fazla zaman yaşadım. Mesleğimden dolayı seçmem gereken şehirdi İstanbul. Sanat ile ilgili çok önemli bir merkezdi. Ve minnet duyuyorum ki İstanbul’da yaşadığım yıllarda çok şey öğrendim, ürettim. İzmir’de edindiğim akademik bilgiler ile kariyerimi İstanbul’da oluşturdum. İzlediğim sayısız ulusal ve uluslararası etkinlik yaşamımı çok etkiledi. Uzantısında İzmirimde yapmış olduğum resim sergilerim ve caz konserlerim bana tarifsiz mutluluklar verdi. Her iki önemli şehrimizde yaşadıklarım bir bütünü oluşturuyor. Dolayısıyla benim için ikisi de çok önemli.

Resim yapmak, ressam olmak süreci nasıl gelişti? Yeteneğinizi keşfedip yönlendiren birileri oldu mu yoksa kendi çabalarınızla mı keşfettiniz bu yeteneğinizi?

Lise 2. sınıftaydım.Bir gece yarısı herkes uyurken aniden uykumdan uyanıp resim yapmaya başladım. Bu garip gelebilir. Çünkü gerçekten de garip bir durum.. Resimler gittikçe çoğaldılar ve mezun olduğum sene İzmir’de Güzel Sanatlar Fakültesi açıldı. Birçok sınava girdim. Sonuçta, okulumu birincilikle kazanmıştım.

Resim yapmak kendinizi ifade etmenin bir şekli mi?

Elbette .. Sanatçı hangi disiplini kendine uygun görüyorsa, dünyaya söyleyecek sözü var ise o alanda kendisini ifade eder. Bu birden fazla dalda da olabilir. Sanat bir bütündür. Zaman içerisinde, resim, müzik, tekstil tasarımı, fotoğraf, söz yazarlığı, sanat yönetmenliği profesyonel olarak yaptığım sanat dalları oldular…

Yaptığınız resimleri nasıl tanımlarsınız? Ne tür resimlerdir bunlar… Tarzınız nedir?

Özellikle bir tanımlama yapmıyorum.. Figür resmi ağırlıklı. farklı konular, teknikler kullanmaktan hoşlanıyorum. Ki tekniğim, resim eğitimi veren üniversite ve liselerde ders konusu oldu. Öncelikle kendimi heyecanlandırmayı seçtim. Yaşadıklarımı ve yaşamak istediklerimi resmettim. İcra ettiğim Caz müziğini resmettim. Fantastik konular, hayvanlar hep ürettiğim resimlerde konuğum oldular. Hala da olmaya devam ediyorlar.

Müzik serüveniniz nasıl başladı ve gelişti? Hangi okullarda okudunuz?

Sanırım doğmadan önce başladı. Müzisyen bir ailem vardı. Annem muazzam şarkı söylerdi. Puccini, Cole Porter, vb. önemli müzisyenleri çalan ve söyleyen bir ailede doğmak benim için büyük şanstı. Ailemizde herkes bir enstrüman çalardı. Onların güzel sesleriyle büyüdüm. 2.5 yaşında caz şarkıları söylermişim. Bu seslerin kaydedilmiş olmaları ise en büyük şans. Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, Resim Bölümü – Tekstil Tasarımı Ana Sanat Dalında öğrenci iken, Müzikoloji bölümünün çok sesli korosundaydım. Ve sonrasında caz müzisyeni ve benim de eğitmenim olan Nezih Yeşilnil ile evlendikten sonra yoğun olarak caz müziğinin yorumlandığı bir dünya içerisine girdim. Nükhet Ruacan’dan şan eğitimi aldım. 1987 yılından itibaren, ülkemizin önde gelen caz müzisyenleriyle birlikte, profesyonel olarak caz söylemeye başladım. Birçok konser, caz kulübü ve uluslararası festival etkinlikleri gerçekleştirdim.

Caz sanatçısı ve ressamsınız. Ülkemizi uluslararası platformlarda temsil eden bir sanat elçisisiniz. Her iki mesleği profesyonel olarak yapan dünyadaki ender insanlardansınız. Gelişim süreci ve başarı sırrınızı nasıl açıklıyorsunuz?

Gelişimin sürekliliğinin önemine inanıyorum. Bilgi çok değerli… Öğrenmek, üretmek ve bunu paylaşmak muhteşem! Başarının sırrına gelince, “yapmaktan en büyük mutluluk duyduğunuz her ne ise onu yapmak” olduğunu düşünüyorum. Severek, elbette çok çalışarak ve çok emek vererek yapıldığında, başarı zaten gelir. Yaşamınızdaki, insanların manevi desteği de çok önemli. Kalbinizden çıkanlar içtenlik, hakikilik ve tevazu yüklü ise diğer kalplere doğrudan ulaşır. Tevazu ise yetkinlik ile beraber büyür. Aslolan, özümüze yapacağımız içsel yolculuktur. Ve ego anlamındaki “ben” değil gerçek “ben” ile tanışmak ve onu “biz”e dönüştürmemiz halidir.

İlk Üniversite mezunu moda tasarımcısı olmanız aslında ülkemizde moda tarihi ile ilgili çok özel bir durum. Moda tasarımı eğitimini ilk bitiren öğrenci olarak nasıl bir eğitim aldınız?

Çok özel bir eğitim oldu çünkü tek başıma okudum. Bölüm başkanımız rahmetli hocam Prof. Dr. Ayten Sürür’ün ilk Moda Tasarımı öğrencisi idim.Hocalarımın ilk göz ağrısı idim. Ve bana bütün bilgilerini yüklediler. Eğitimimi stil yaratmak üzerine aldım. Koleksiyonlarım yurt dışında büyük ilgi gördü. Çünkü ortaya çıkan her ne ise bu tasarım, resim ya da müzik olabilir, kendiniz olduğunuz zaman birisini taklit etmeyi değil kendinizi ifade etmeyi seçtiğiniz zaman, yaptığınız sanattır. Her zaman özgür çalışmayı seçtim. Bu yüzden en özgür müzik olan caz müziğine gönül verdim.

Dünya sanatının zirve ismi olan, UNESCO A.I.A.P. Dünya Başkanı Rosa Maria Burillo Velasco sizin hakkınızda çok güzel ve bir o kadar da anlamlı açıklamalarda bulunmuştu… Önemli mektubu bizimle paylaşır mısınız?

“Ayşegül Yeşilnil, eserleri dünyanın çeşitli galerilerinde yer almış olan uluslararası bir ressam ve caz sanatçısıdır. Mitolojik ve fantastik temalı koleksiyonlarına ilaveten zen ve caz resimleri ile de meşhur olan bir UNESCO, AIAP/UPSD üyesidir. Öncelikli olarak resim, tasarım, fotoğraf ve müzik alanlarında başarılı bir kadın öncü ve kadınların sanattaki rolünün örneğidir. Yeşilnil, çeşitli ödüllere ve uluslararası üne layık olan çok yönlü ve çok başarılı bir kadın; yorulmak bilmez bir işçi, şarkıcı, tasarımcı ve duyarlı bir sanatçıdır. Eserleri, renkle, sıcaklıkla, ritmle ve devinimle dolu tılsımlı bir dille dalgalanarak, tıpkı şarkı söyleyişi gibi bize mutluluk, sihir ve duygusallık vermekte; özünü, kimliğini ve Türk halkının gücünü ve karakterini bizimle paylaşmaktadır. Kendisi, çalışkanlığı, katılımcılığı ve disiplininden dolayı takdir ve takip edilmesi gereken nadide örneklerden biridir. Meksika’dan hayranlık ve sevgi ile.”

Sanatın farklı disiplinleri ile ilgileniyorsunuz bu disiplinler birbirini nasıl etkiliyor, birbirlerine katkıları neler?

Onları ikiz çocuklarım olarak tarif ediyorum. Beraber büyüdüler ve birbirlerini her zaman olumlu anlamda etkilediler, geliştirdiler. Birbirlerine her zaman destek oldular, çoğalttılar. Sahnedeyken modellerim dinleyicilerim oldu. Dinleyiciyken ise sahnedeki müzisyenler ve enstrümanlar… Müzik konulu resimlerimde durum böyle…
Resim yaparken mutlaka ruh durumuma göre müzik dinlerim. Sanat bir bütün… Eğer hayata dair söyleyeceğiniz bir şeyler varsa, çekmiş olduğunuz bir fotoğraf bir şarkı sözü yazdırabilir size… Okuduğunuz yazı bir resim yaptırabilir ya da bir resim bir besteyi beraberinde getirebilir. Böylelikle farklı disiplinlerde kendinizi ifade edebilirsiniz. Benimde bu noktadaki en büyük şansım hem müziği hem de resmi bir arada yaşıyor ve yorumluyor olmam. Birçok insandan farklı şeyler görüyor, hissediyor ve duyuyorsunuz. Ve bu kendiliğinden oluyor. Yaşadıklarımın ayrıcalığının farkındayım ve bunun için her zaman şükrediyorum. Uzun yıllar Jazz resimleri çizdim. Müziği resmettim. Sonra Masal-Mitoloji serisi olan ve üniversitelerde ders konusu olarak okutulan “Kutsal 1001 Gece Hayvanları ” geldi. Ve ardından Ayşegül’ün Rüyaları ve Ayşegül’ün Balıkları adlı resimlerim.

Meksika’da, UNESCO- Uluslararası Ustalık Ödülü’nü kazandınız. Bu çok önemli ödülü ve konferansınızı bizlere paylaşır mısınız?

Yakın geçmişte yaşadıklarım film konusu olacak kadar sıra dışı idi. Bir caz şarkıcısının başına gelebilecek en trajik vakayı yaşadım ve işitme duyumu yitirdikten sonra uzun süren tedaviler sonucu yeniden duymaya başladım. Bunu ise sadece müziğe olan güçlü tutkum, iradem ve inancım ile başardım. Bu zor süreçte ürettiğim resimlerim UNESCO tarafından milyonlarca insan içerisinden seçildi. Ve aldığım davet üzerine “Ayşegül’ün Rüyaları” adlı eserlerimle 2009 yılında UNESCO -A.I.A.P ‘ın Meksika -Campeche’de düzenlediği, bir Maya tapınağında gerçekleştirilen, VI. Uluslararası Avrupa ve Amerika Görsel Sanatlar Bienalinde, Türkiye’yi temsil ettim. UNESCO – IAA (Uluslararası Plastik Sanatlar Dernekleri) Dünya Başkanı Rosa Maria Burıllo Velasco tarafından anında İspanyolca çevirisinin yapıldığı “Mucize” (Miracle- Milagro) başlıklı bir konferans verdim. Komite tarafından düzenlenen muazzam bir törenle, “Uluslararası Ustalık Belgesi” takdim edildi. Diğer tablolarımdan oluşan barkovizyon gösterim ve konferansıma, dünya sanatının önde gelen isimleri, akademisyenleri, eleştirmenleri tarafından gösterilen büyük ilgiyi hayatım boyunca unutamayacağım. Muhteşem günlerdi. Ülkeme döndüğümde, Uluslararası Zirve’de “Yeniden Doğuş” başlıklı, konferans ve performanslarım oldu. Bundan başka “Resim ve Müzik ilişkisi” konulu bir konferans verdim.

Caz ve resmi birleştirdiğiniz performansınız olan Uluslararası Dünya Caz Günü’nü ile ilgili açıklama alabilir miyiz sizden?

UNESCO -Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü, Thelonious Monk Caz Enstitüsü, İKSV, Kültür Bakanlığı, Dışisleri Bakanlığı tarafından yapılan organizasyona, Ayşegül & Nezih Yeşilnil Quartet, olarak, ana etkinlik daveti aldık. 30 Nisan 2013 tarihinde Dünya’da 2. kez seçilen platform olan İstanbul’da “2013 Uluslararası Caz Günü – International Jazz Day” kutlamalarında konser verdik. Ve aynı etkinlik çerçevesinde “Caz Resimleri”adlı 20. Kişisel sergim gerçekleşti. Caz konulu tablolarımın önünde konser vermek çok özel ve güzel bir duygu.

UNESCO-World Art Day (Dünya Sanat Günü) in nasıl bir organizasyondu ve siz neler yaptınız?

Meksika’nın Guadalajara kentinde yapılan Dünya Sanat Birlikleri kongresinde 15 Nisan Dünya Sanat Günü oldu. Bu özel gün Leonardo Da Vinci’nin doğum günüdür.15 Nisan 2014 tarihinde, UNESCO – WAD / IAA ( World Art Day) “Dünya Sanat Günü” kutlaması için dünyada ilk kez 9 ülke ile internet bağlantısı kuruldu. UNESCO-AIAP Dünya Başkanı Rosa Maria Burillo Velasco’nun önderliği, Fransız sanatçı Marie Pierre’in düzenlemesi ile gerçekleşen bu önemli organizasyon için Türkiye’den Ayşegül ve Nezih Yeşilnil çifti davet aldı. “Dünya Sanat Günü” için 45 dakikalık bir performans gerçekleştirdik, dünya sanatçılarına mesajlar verdik. Ve katılımlarımızdan dolayı, UNESCO – WAD tarafından verilen diploma ile onurlandırıldık.

Bilgilerinizi paylaşma, aktarma isteği duyuyor musunuz? Bunun için neler yapıyorsunuz?

Bir hayalimiz var; Nezih hoca ve benim eğitim vereceğimiz mekân hakkında. Sıra dışı bir bina olmalı, sanat öğrenmeyi ve yapmayı kışkırtacak, ruhu olan bahçeli bir mekân. Çok sevilecek bir sanat mekânı. İşte o zaman daha çok insanla, birçok bilgiyi seve seve paylaşabiliriz. Bu noktada sanat destekçilerine, yerel yönetimlere de görev düşüyor. Çünkü o kadar çok kullanılmayan, atıl, bomboş duran mekânla dolu ki her yer. Böylelikle özellikle “Üstün Yetenekli” çocukların ve gençlerin eğitimine destek verebiliriz . Kim bilir belki de bir mucize olur?

Yeni bir sergi var mı? 21 Kişisel serginizden sonra Retrospektif bir sergi düşünüyor musunuz?

Yeni sergi projem var. Çünkü Retrospektif bir sergi zamanı geldi artık. Resimlerime en uygun mekan neresi? işte buna karar vereceğim. İzmirli sanatsever dostlarımızla yeniden bir araya gelmek harika olacaktır…

Ayşegül Hanım, Eserleriniz ülkemizde ve dünyanın farklı ülkelerindeki koleksiyonerlerde bulunuyor. Tablolarınızı koleksiyonuna dâhil etmek isteyen sanatseverler size nasıl ulaşabilirler?

Bunun için @aysegulyesilnil_art Instagram hesabımdan bağlantı kurabilirler.

Güzel söyleşi için çok teşekkür ederiz Ayşegül Yeşilnil. En kısa zamanda konserlerinizde, sergilerinizde görüşmek üzere…

Ayşegül Yeşilnil Ressam, Caz Sanatçısı, Tekstil ve Moda Tasarımcısı

1981 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, Resim Bölümü Tekstil Tasarımı Ana Sanat Dalından mezun olan sanatçı, Türkiye’de ilk kez üniversite bünyesinde açılmış olan “Moda Tasarımı” uzmanlık dalına giren ilk öğrenci olarak hocası Prf.Dr. Ayten Sürür”den tek başına eğitim almış ve döneminin ilk üniversite mezunu moda tasarımcısı olmuştur.
İstanbul VAKKO Fabrikası’nda moda tasarımcısı olarak çalışan ve çeşitli ihracat firmalarında tasarımcı olarak görev yapan Yeşilnil’in tasarımları uluslararası fuarlarda sergilenmiştir. Ev ve tekne dekorasyonlarına yönelik özgün tekstil ürünleri de üretmiş; ipek ve çeşitli tekstil ürünleri üzerine yaptığı batik çalışmaları, giysi, eşarp ve yastık tasarımları, birçok sanat galerisinde sergilenmiştir. Ayrıca “İzmir Devlet Opera ve Balesi” için afişler hazırlamıştır.
Dokuz Eylül Güzel Sanatlar Fakültesi Müzikoloji Bölümü çok sesli korosunda Erdoğan Okyay’dan ve sonrasında İstanbul’da caz vokalisti Nükhet Ruacan’dan şan eğitimi almıştır. 1985 yılından beri yapmış olduğu resimler, caz resimleri ve mitolojik resimlerden oluşan eserleriyle 21 kişisel sergi gerçekleştirmiştir.
Resim çalışmalarının yanı sıra, 1987 yılından itibaren, ülkemizin önde gelen caz müzisyenleriyle birlikte, profesyonel olarak caz söylemeye başlamıştır.
Caz ustası Erol Pekcan’ın “Kendisi gibi söyleyen” tarifiyle taçlandırdığı, caz şarkıları söyleyen ve caz resimleri yapan “ tek sanatçı “ olan Ayşegül Yeşilnil, bir çok konser, caz kulübü ve uluslararası festival etkinlikleri gerçekleştirdi.
Yeşilnil, UNESCO tarafından aldığı davet üzerine “Ayşegül’ün Rüyaları” adlı eserleriyle 2009 yılında UNESCO-A.I.A.P’ın Meksika – Campeche’de düzenlediği, Maya tapınağında gerçekleştirilen, VI. Uluslararası Avrupa ve Amerika Görsel Sanatlar Bienalinde, Türkiye’yi temsil etti. UNESCO – IAA (Uluslararası Plastik Sanatlar Dernekleri) Dünya Başkanı Rosa Maria Burillo Velasco tarafından anında İspanyolca çevirisinin yapıldığı “Mucize” (Miracle – Milagro) başlıklı bir konferans verdi. Yeşilnil, komite tarafından düzenlenen törenle “ Uluslararası Ustalık Belgesi” ile onurlandırıldı.
UNESCO – Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü, Thelonious Monk Caz Enstitüsü ve İKSV tarafından davet alan Ayşegül&Nezih Yeşilnil Quartet, 30 Nisan 2013 tarihinde İstanbul’da ilk kez düzenlenen “2013 Uluslararası Caz Günü – International Jazz Day” kutlamalarında konser verdi.
UNESCO – Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği üyesi olan sanatçının, yaşadığı yoğun müzik ortamının derin etkisiyle caz müzisyenlerinin gece yaşamını ve enstrümanlarını konu alan bir koleksiyonu bulunmaktadır.
Eserleri ülkemizde ve dünyanın farklı ülkelerindeki koleksiyonerlerinde bulunan sanatçı, resim ve tasarım çalışmalarına İzmir”de, caz konserlerine ise kendi grubu olan Ayşegül Yeşilnil Quintet ile devam etmektedir.